15 Kasım 2015 Pazar

"elimiz kolumuz bağlı oturmadık tabii" (15 Kasım 2015)


"oturmayıp ne yapalım?" (14 Kasım 2015)

"bir dahaki sefere tamamlanacaktı" (13 Kasım 2015)


"herkes beni boğuyor içimde ellerini unutup" (12 Kasım 2015)


"baktım böyle olmuyor" (11 Kasım 2015)


"o çocuk olsaydı?" (10 Kasım 2015)

Takvimin ön sayfasında Atatürk'ün ölüm yıl dönümü olduğunu yazmamış olmasına dikkat ediyorum.
Aslında küçük bir şey; ama sadece edebiyattan bahsetmedi bu takvim buraya kadar.
Gerçi takvimin yazmasına gerek var mı bilmiyorum da.
Bilmiyorum; ama dikkatimi çekiyor işte bu durum.


1 Kasım 2015 Pazar

"ama söz vermiştim bir kere" (1 Kasım 2015)

Hiç umudum yok ne bugünden ne de yarından.
Seçim bile heyecanlandırmıyor beni. Haksızlığa uğradığımı düşünüyor; ama hiçbir şey yapamıyorum.
Kalbim biraz kırık, susuyorum. Ağlamam ortama ve sonrasında açıklama isteğine yol açar diye ruh halime uygun düşmediğinden ağlayamıyorum da.
Hayat çok boktan. Genelde öyle yani.
Mutlu olduğumuz anları fotoğraf karesi gibi saklayabilsek keşke, sonra bakıp rahatlasak.
Sandığa gidip oyumu saymam için son 5 dakika ya da evde kalıp ütü yapabilirim.
Kendimi sonra düşünürüm.

"arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar" (31 Ekim 2015)


"uzun olaydı o günler" (30 Ekim 2015)


"yok artık, daha neler?" (29 Ekim 2015)


"haddimizi bileceğiz" (28 Ekim 2015)


"nedeni belli, kimse söyletmesin beni" (27 Ekim 2015)


"çarşambaya geliyor hayırlısıyla" (26 Ekim 2015)


"gözlerimi kırpmadan baktım" (25 Ekim 2015)


"Kestaneciler neyse! Onlar gündüzleri dolaşıyorlar" (24 Ekim 2015)