26 Nisan 2015 Pazar

24 Nisan 2015 Cuma

"yalnızlık için cesaretli olun"

Sonra gel de hevesin kaçmasın hayata karşı. İnsanlara karşı.
Hayal kırıklığı çok büyük bir şey.
Öyle böyle değil.
Mesela anlayamasan durumu, anlayamamak koyuyor, kafa yoruyorsun, oyalanıyorsun falan; ama apaçık gördüğünü görmeyince o/onlar, çok can sıkıcı oluyor.
Hayal kırıklığı, hevesin kursakta kalması, günah varsa, bunlar hep günah.


23 Nisan 2015 Perşembe

"şaşırtıcı derecede sakindi ortalık"

Bir bayram coşkumuz vardı, onu bile aldılar elimizden. Zaten bugün kar yağdı, o kadar soğuktu hava. Böyle 23 Nisan mı olur?
Bir de ben bu ara Sertab'ın "Tesadüf Aşk"ına fena takıldım, güzel şarkı.


21 Nisan 2015 Salı

"hangi bunalımın şiirini yazacaksın?"

Toparlayamadığım hayatımın fon müziği için tıklayınız:

https://www.youtube.com/watch?v=SOkDG2hiuq4



Hayat neden şekil yapıyor?

20 Nisan 2015 Pazartesi

"çok acı çeken biri vardı"

Oturup bir ceviz ağacının altında hafif kafa bulasım var* bu aralar. İş yerinde işler pek iyi değil, içimi kemirip duran sorular var, kimseye de soramıyorum.
Büyük Britanya gezisi için heyecanlanma aşamasına daha geçemedim, hesap kitap yapmaktan ve zaten daha vize bekliyoruz.

Üzerine bir de bu faranjit tantanası çıktı, nefes alamazsam yürüyüş yapamam herhalde. Hep sigara dumanından. En nefret ettiğim şey bu pasif içicilik. Doktor iki gün rapor verdi; ama ben bugün sadece şöyle bi yürüyüp gelebildim.
2 haftada 4 kilo programım haftasonu iki gece üst üste sabahlamam ve hastalık yüzünden 2 kiloda kaldı. Can sıkıcı 12 gün boyunca deli gibi çabala, 3,5 kiloyu bul, sonra 2 günde o 2 kiloya insin.
Bugün ceza ve ödül günü ilan ettim, düşünmeden yedim, zaten hastayım, hiç uğraşamayacağım. Yarın devam ederim.
Devam etmem şart; çünkü bu (çok afedersiniz) boktan toplumun boktan görsel/güzellik algılarından bağımsız bir sağlık kaygım var. Ailede 859 bin tane hastalık var. Şimdi özen göstermezsem kendime, ileride geç olacak.

Bir de kalp kırıklığım var; ama onu tam olarak ifade edemedim içimde, sonra dile dökeceğim, şimdilik sadece "bir hayali fazla sahiplenmek" diyebilirim.
En azından insanları sahiplenmiyorum diye kendimi teselli ve takdir ediyorum.

Neyse sonuçta yolunda giden bir şey yok yine hayatımda.
Kim nazar ediyorsa sevinebilir yani.
Sevinsin de rahat bıraksın hatta mümkünse.




*Eskiler, "ceviz ağacının dibinde ve gölgesinde oturulmaz, adamı erken öldürür” derlermiş.
Tabii ki çoğu şey gibi batıl.

Ceviz ağacı sülfür gazı salgılarmış. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker ve cevizin altında oturanı sersemletirmiş.
Bu, halkta yanlış bir kanaat olarak yerleşmiş.
Oysa, Sülfür gazının ozon tabakasını tamir etme özelliği varmış.

"eskisinden daha ağır"

"hayatta olur, öyküde olmaz"

"koşarak geçersin güvercin kanatları arasından"



13 Nisan 2015 Pazartesi

"sinir bozucu"

Şikayetlenmek en iyisi. Bu sabah, pazartesi olmasına rağmen, bi' heves gittim işe. Hem çok işim vardı hem okuyacaklarım vardı. Merak her şeyi öteliyor. Her neyse. Akşam üstü olmasını epeydir beklediğim bir şeyin olmadığını öğrendim. Sebebi olabilecek iki kişiye de gittim. İkisi de sorumluluğu üzerine almadı.
Alışmamışlar da kendilerine "neden" diye sorulmasına, şaşırıp kaldılar öyle.
Birincisine çok ses etmem; ama ikincisi çok büyük hayal kırıklığı olur.

Şikayetlenmeden gittiğim iş, üzülerek çıkmama neden oldu.
Kaçış da bulamıyorum kendime.

Üzmek için hiç nedenleri de yok. Sorsalar üzmezler zaten, önemsemediklerinden oluyor, senin için çok önemli olan, onlar için "amaaaan" olabiliyor ve bu insanı deli ediyor.

Yine dişlerimi sıkmaya başladım zaten üç dört gündür, sakinleşmem lazım.

Beynime zarar verecek her şeyden kaçmam lazım.


12 Nisan 2015 Pazar

11 Nisan 2015 Cumartesi

"durmak istersin bir köşede"

Dünya farkındalık ve mutluluk gününde, mutlu olmadığımın farkında olarak günü bitirdim.
Demek ki neymiş, günü yarısından yakalamışım.
Demek ki her şey yarım.
Tabii bunun tesellisi de var:
Ya mutlu olup farkında olmasaydım?


"bu sokakta sevdim kimsesizliği."

Bazen gerçekten çekip gitmek istiyorum; ama kısa soluklu. Tatil gibi.
Özlerim ben çünkü bir bahar sabahında, bir güz sabahında, bir yaz sabahında ve bir kış sabahında Tunalı'yı.
Ve üstelik bu kent, onu sevmeyenlere bırakılamayacak kadar narin sevilir.


9 Nisan 2015 Perşembe

8 Nisan 2015 Çarşamba

"hepsi bir bir geçer, bir tek zaman geçmez"

Günlerdir evirip çevirip aynı hayali kuruyorum.
Bazıları için kötü şeyler diliyorum. Sonra bunu diliyor olduğum için utanıyorum insanlığımdan.
Acaba kötülük dilemenin günahı var mı?



7 Nisan 2015 Salı

"ve bahar her taraftan taarruz halindeydi."

Girmediğim yds sınavına çalışmakla geçen günlerden sonra yine yoğunluk başladı. Bir ara uzun uzun yazarım inşallah.


2 Nisan 2015 Perşembe

"tekrar konuya dönersek"

Kötü olmaları değil de salak olmaları insanı deli ediyor. Sanki ikincisi daha başa çıkılmaz gibi.